26 Mayıs 2017 Cuma

Fesleğenin getirdikleri..

Fesleğen yüzlerce yıldan beri hem gıda olarak, hem baharat olarak hem de tedavi edici etkisinden yararlanmak amacıyla kullanılmaktadır. Fesleğen Latince “Ocimum basilicum”, İngilizce “Sweet Basil” isimli bitkiye işaret eder. Nane, kekik, biberiye, lavanta ve adaçayı gibi pek çok kokulu bitkiyi içeren Lamiaceae familyasından bir bitkidir.

Ocimum basilicum 
Fesleğenin Hindistan kökenli bir bitki olduğu, bunun yanında dünyanın her köşesinde yaygın olarak yetiştiği ve yetiştirildiği görülmektedir. Fesleğen ile ilgili ilk kayıtlar M.S. 807 yılına kadar uzanmakta ve o dönemde Çin’in Hunan bölgesinde kullanıldığı belirtilmektedir.
Gıda olarak tüketilen bir bitki olması nedeniyle fesleğenin farklı kültürlerde farklı varyeteleri kullanılmaktadır. Ocimum basilicum daha çok İtalyan mutfağında, O. basilicum  var thytsiflora (Thai Fesleğeni), O. X citriodorum (Limon kokulu fesleğen), O. tenuifolium gibi türler ise daha çok Asya da tercih edilmektedir. 
Ülkemizde fesleğen ya da reyhan ismiyle bilinmekte ve yine O. basilicum'a yaygın olarak rastlanmaktadır. 
Eski Mısır’da mumyalamada kullanılmış, eski Yunan’da “basilikon phuton” yani saraya ait bir bitki olarak adlandırılmakta ve “Basil” isminin de buradan geldiği düşünülmektedir. Ayrıca fesleğenin farklı kültürlerde farklı sembolik anlamları da vardır. Örneğin Yahudi kültüründe oruç esnasında kuvvetlendirdiği, Portekiz’de dini bayramlarda sevdiklerine verilen bir hediye olduğu söylenmektedir.
Günümüzde fesleğen hem mutfaklarda kullanılan çok önemli ve yaygın bir baharat, hem parfüm, hem tütsü hem de önemli bir tıbbi bitkidir. Genellikle taze olarak kullanımı tercih edilir, kurutulması durumunda kokusunun büyük çoğunluğu kaybolur. Kurutmak yerine dondurulması ile kokusunu daha fazla muhafaza eder. Kurutulacaksa gölgede kurutulmalı yapraklarının kararmasına izin verilmemelidir. Fesleğen çok iyi bilinen bir sos olan pesto sosun en temel bileşenini oluşturmaktadır. 
Pesto sos 
Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar fesleğen uçucu yağının kuvvetli bir antioksidan, antiviral ve antimikrobiyal olduğunu göstermektedir. Ayrıca sinek kovucu özelliği de gösterilmiş ve salgıladığı koku sayesinde bulunduğu ortamlara sivrisinek gelmesini engellemektedir.

Bahçelerde, balkonlarda, pencere önlerinden rüzgarla gelen fesleğen kokusu, ya da elinizi üzerinde gezdirdiğimizde gelen ferahlık en güzel yanı olsa gerek.. 

Fesleğen kokulu günler dileğiyle.. 

Bir de Ayna'dan "Fesleğen kokulu yarim" dinleyelim... 



Kaynaklar: 
Sullivan C., Food For Thought: The Science, Culture, & Politics of Food in Spring, 2009.
Ahmad CH, British Journal of Pharmaceutical Research, 7(5), 330-339, 2015. 
(1) https://gobotany.newenglandwild.org/species/ocimum/basilicum/

5 Nisan 2017 Çarşamba

Sayfaların arasından..

Uzun bir aradan sonra merhaba..

Bugün eski notlarımı karıştırırken eski, yaprakları sararmış ama öneminden hiç bir şey kaybetmemiş Prof. Dr. Mekin ve Nevin Tanker hocalarımın Farmakognozi kitabının kapağına kurşun kalemle yazdığım bir cümleye rastladım. Sayfalar arasından eski kitap kokusu geliyordu.. Özlemişim.. Her zaman güzel sararmış sayfalardan gelen kitap kokusu..

"Plants are of importance to the pharmacist for three reasons. Firtsly, they contain drugs, secondly they produce drugs, and thirdly thay may be acted upon by drugs.."

Özetle bitkilerin eczacılar için üç açıdan önemli olduğunu söylüyor.. "İlki ilaç etken maddesi içerebilmeleri, ikincisi ilaç etken maddesi üretebilmeleri ve üçüncüsü de bir ilaç etken maddesi olarak davranabilmeleri".. Ne güzel özetlemiş.

Aşağıda en temel örneklerden Taxus bitkisini, ondan elde edilen çok önemli antikanser bir ilaç olan Taxol isimli ilacın etken maddesini görebilirsiniz..

Mutlu günler..





13 Mart 2017 Pazartesi

Salgı Tüyleri görselleri

Uçucu yağlarla ilgili yazımı hazırlarken çok güzel birkaç görselle karşılaştım.
Bunlar bitkilerde bulunan “salgı tüyleri” bir diğer adıyla “glandular trichomes”. Salgı tüyleri en basit olarak özellikle tüylü ve kokulu bitkilerin yüzeylerinde bulunan uçucu yağları salgılayan ve depolayan organlar olarak tanımlanabilir..

Bir kaç örnek fotoğrafı paylaşıyorum: 

Yaban Gülü salgı tüyleri (1)

Leylak salgı tüyü (2)


Cannabis salgı tüyleri (Marihuana trichomes - 3) 

Cannabis salgı tüyleri (Marihuana salgı tüyleri - 4)

Salgı tüyleri (5)
Salgı Tüyleri (5)

Biberiye Salgı Tüyleri (6)
1. http://www.polyploid.net/inplants3/pages/Rosa_palust.html
2. http://www.psmicrographs.co.uk/lilac-trichome-and-stoma--syringa-vulgaris-/science-image/80202432
3. https://www.alchimiaweb.com/blogen/how-make-dry-sift/
4. https://naha.org/explore-aromatherapy/about-aromatherapy/what-are-essential-oils/
5. https://www.cbdbusinessblog.com/category/product-review/
6. https://www.flickr.com/photos/fei_company/7984013186

27 Şubat 2017 Pazartesi

Uçucu yağ kullanımında nelere dikkat edilmeli ? Aromaterapi ne kadar güvenli ?

Gün geçmiyor ki uçucu yağlar ile ilgili tanıtımlar reklamlar karşımıza çıkmasın. Uçucu yağlar bitkilerden elde edilen, oda ısısında sıvı olmakla beraber kuvvetli kokulu, 40oC’ nin üzerinde uçucu olan karışımlardır. Uçucu yağlar parfümeride, aromaterapide, ilaç sanayinde, kozmetik endüstrisinde, yiyecek ve içeceklere aroma verilmesinde ve bunların dışında birçok farklı alanda kullanılır. Özellikle aromaterapinin son yıllarda yaygın olarak kullanılması uçucu yağların önemini bir kat daha artırmış, kullanımını yaygınlaştırmış ve bununla beraber de uçucu yağlarla ortaya çıkan riskleri de gündeme getirmiştir.

Lavanta (1)
Elbette bir başka yazımda uçucu yağların faydalı etkilerinden bahsetmek istiyorum. Güzel kokularının yanında antibiyotikten sakinleştiriciliğe o kadar önemli etkileri var ki aslında dikkatli kullanımla zararlı etkileri bertaraf edilerek tüm faydalı etkileri öne çıkarılabilir.

Şimdi kısaca uçucu yağlar kullanılırken dikkat edilmesi gerekenler:

Seyreltilmeden kullanılmamalı.
Uçucu yağlar çok konsantre oldukları için, doğrudan doğruya kullanıldıklarında cilt üzerinde yanma ve tahrişe sebep olurlar.  Bu yağları seyreltmek için su doğru bir çözücü değildir. Çünkü bildiğiniz gibi yağlar su ile karışmazlar. Dolayısıyla genellikle tatlı badem yağı, zeytin yağı, jojoba, avokado, üzüm çekirdeği yağı gibi bir taşıyıcı yağ ile karıştırılarak kullanılmalıdırlar. Seyreltme oranları kullanılan uçucu yağa göre değişecektir.

Mukoz membranlara uygulanmamalı.
Bir diğer önemli konu uçucu yağların ağız, boğaz ve vajina gibi mukoz membranlara uygulanmasından tahrişe ve zararlı etkilere sebep olacağı için kaçınılmalıdır. Benzer şekilde açık yaralara hiçbir şekilde uygulanmamalıdır.

Ağızdan kullanım (Dahilen):
Öncelikle yağların doğrudan doğruya ağızdan kullanımında yukarıda bahsettiğimiz gibi mukoz membran hasarı meydana gelecektir. Dolayısıyla hekim tarafından dahilen alınması tavsiye edilen kapsüle edilmiş yağlar yerine haricen kullanım için üretilmiş sıvı formların kullanılması kesinlikle zararlıdır. 

Hassas ciltler için seyleltilmiş formar bile risklidir.
Özellikle güneş hassasiyeti olan ciltlerde örneğin Citrus (Portakal, limon vb) uçucu yağların kullanımı lekelenmeleri artıracaktır. Bu nedenle güneş hassasiyeti olanların bu tür ürünleri kullanmamaları ya da dikkatli kullanmaları gereklidir.
Limon yağı
Alerjik kişilerin uçucu yağları kullanırken özellikle dikkat edilmeleri gereklidir.
Herkes için aynı şekilde tavsiye edilmekle birlikte özellikle alerjik kişilerin uygun şekilde seyreltilmiş bir uçucu yağı ilk kez kullanacaklarında vücudun küçük bir kısmında (kolun iç yüzü gibi) denedikten sonra herhangi bir alerjik reaksiyona sebep olmazsa büyük alanlarda uygulamaları uygun olacaktır.  

Hamilelikte..
Hamilelikte ve süt verme sürecinde yeterli araştırma olmadığı için uçucu yağların dahilen kullanımından kaçınılmalıdır. Adaçayı, karanfil, rezene, mercanköşk, kekik, pelinotu, ardıç, biberiye gibi uçucu yağların kullanımından özellikle kaçınılmalıdır. Bunun yanında lavanta, gül ve papatya yağları içeren losyon ve banyo ürünlerinin genel olarak güvenilir olduğu düşünülmektedir.

Ardıç Yağı
Görüldüğü gibi dikkat edilmesi gereken birkaç küçük ama önemli nokta ile uçucu yağların ve aromaterapötiklerin güvenli bir şekilde kullanımı sağlanabilecektir.

Mis kokulu günler dileğiyle..

Bakkali ve ark., Food and Chemical Toxicology 46 (2008) 446–475
Posadzki P ve ark., International Journal of Risk & Safety in Medicine 24 (2012) 147–161.
Sibbritt D ve ark., Journal of The Australian Colege of Midwives 27 (2014) 41-45.
(1) http://kittycolemannaturalbliss.ca/aromatherapy/

23 Şubat 2017 Perşembe

Kansere sebep olan gıdalar.. Yanmış etler..

Kansere iyi gelen bitkiler ya da gıdalar diye söyleyip yazıp duruyoruz. Bu kadar yaygınlaşan kanser vakalarında peki kansere neden olan gıdalar var mı ? Pek çok bilim insanı kanserin nedenlerinin genetik faktörlerin yanında çevresel etkenlerden de kaynaklandığını belirtmektedir. Çevresel etkenler bildiğiniz gibi toksinler, sigara dumanı, ağır metaller, UV radyasyon gibi faktörlerin yanında bazı gıdaları da kapsamaktadır.
Ağız, boğaz, larinks, akciğer, mide ve bağırsak kanserlerinin diyetle en çok etkilenen kanserler olduğu belirtilmektedir.
İçinde kanserojen olabilecek maddeler içeren gıdalardan ara ara yazacağım. Çok uzun olmaması için bugün et ve et ürünleri..

Kömürleşmiş etler: Yüksek ısıda ateşte pişirilen yani mangal ya da barbeküde fazla pişirilen etlerde kansere sebep olan bazı maddeler meydana gelir. Genel olarak heterosiklik aromatik aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar olarak adlandırılan bu maddeler kansere sebep olan maddelerdir. Bunun yanında bu şekilde yüksek ısıda pişirilen etlerin tavukların yüzeyinde yanmış karamelize bir tabaka meydana gelir, işte bu tabaka çok sayıda kanserojen madde içerir ki bu maddeler sadece kanser ile değil, yaşlanma, diyabet, Alzheimer gibi pek çok önemli hastalığa sebep olan maddelerdir.

İşlenmiş et ürünleri: Salam, sosis vb işlenmiş et ürünleri özellikle uzun süre muhafaza edilebilmelerini sağlayabilmek için genellikle çok fazla miktarda katkı maddesi içerirler. Ayrıca bu ürünlerde kullanılan etler de “ticari et” olarak da adlandırılan büyüme hormonlarının, antibiyotik ve veteriner ilaçların çok kullanıldığı hayvanlardan elde edilmektedir.

Fazla pişmiş etler ve işlenmiş et ürünleri bileşimlerinde taşıdıkları heterosiklik aminler, polisiklik aromatik hidrokarbonlar ve AGE adı verilen madde grupları ile özellikle vücutta kanser riskinin artmasına, oksidatif stresin artmasına, kalp ve böbrek hastalıkları riskinin artmasına ve enflamasyona neden olurlar.
Etlerin yavaş pişirilmesi, düşük ısıda pişirilmesi, haşlanması, yine pişirilirken limon ya da sirke gibi asidik tatlardan yararlanılması piştikten sonra kanserojen madde oluşumunu azaltacaktır. Mangal ya da barbekü şartlarında pişirilme esnasında ne kadar az pişirilirse o kadar iyidir denilebilir.
Etlerin ateşte fazla pişirilmesi ayrıca et proteinlerinin de biyoyararlanımını yani faydalı etkilerini azaltacaktır.  İnsanlar çok piştikçe etteki yağların uzaklaştığını sanır ancak asıl proteinlerin çoğunu parçalamış olurlar.  Dolayısıyla pişerken etin kurudukça etkisi azalır.

Son söz kanserojen maddelerden uzak durmak için ticari et ürünlerinden ve yüksek ısıda pişirilmiş yanmış etlerden kaçınılmalıdır.. 

Bol miktarda sebze..
Bol miktarda meyve..
Bitki ve baharatlarla zenginleştirilmiş yemekler..
Organik etler..
Doğru pişirme yöntemleri.. UNUTULMAMALIDIR.. 

2 Ocak 2017 Pazartesi

Zerdeçaldan kurkumine yolculuk - 2: Zerdeçalı karabiber ve zeytinyağı ile tüketmek en doğrusu..

Kurkumin

Yapılan araştırmalar zerdeçalın en önemli etken maddesinin Kurkumin olduğunu göstermiştir. Kurkumin lipofilik yani yağda çözünen fenolik bir madde olup, suda çözünürlüğü çok düşüktür. Bunun yanında asidik mide pHsına oldukça dayanıklı bir maddedir. Kurkuminin antioksidan ve antienflamatuvar özellikleri pek çok çalışma ile gösterilmiştir. Zerdaçalın göstermiş olduğu etkilerin de potansiyel olarak bu madde ve türevlerinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Peki Kurkumin mi  Zerdeçal mı kullanılmalı ?

Zerdeçal genel olarak baharat ve gıda olarak kullanılırken, kurkumin gıda takviyesi olarak kullanılabilecek bir maddedir. Araştırıldığı zaman her ikisi de benzer oldukça faydalı etkiler gösterecektir ama benim kişisel tercihim bitkiden elde edilen saf madde yerine tüm bitkiyi ya da ekstresini kullanmak yönündedir. Bu tercih ancak hekim tarafından tedavide doğrudan kurkumin önerilmişse elbette değişecektir. Zerdaçalın etkisi daha çok önleyici ve koruyucu şekilde ortaya çıkacaktır.
Zerdeçal - Kurkumin

Kansas State Üniversitesinde yapılan bir araştırmada doğrudan ateşte pişirilen (mangal, barbekü gibi) ya da kızartılan  etlere zerdeçal eklenmesinin kanserojen madde oluşumunu %40 a kadar azalttığı, Hindistan’da fazla miktarda köri kullanımı dolayısıyla Alzheimer hastalığı sıklığının 70-79 yaş arasındaki Amerika’daki yaşlılara göre dörtte bir oranında daha az olduğu bulunmuştur.
Deney hayvanlarında kurkuminin deri kanseri ve melanoma gelişimini azalttığı, meme kanserlerinin karaciğer yayılımını yavaşlattığı, ayrıca kanser hücrelerinin kurkumin ile muamelesi sonucu hücrelerin kemoterapi ve radyoterapi cevabının arttığı gösterilmiştir. Bunun yanında kolon, prostat, mide, karaciğer ve özefagus gibi pek çok kanserde önleyici dolayısıyla korunmaya yardımcı olduğu gösterilmiştir.

Zerdeçalı karabiber ile birlikte tüketmek neden önemli ?
Unutulmaması gereken nokta zerdeçalda bulunan kurkuminin dolayısıyla zerdeçalın biyoyararlanımının oldukça düşük olduğudur. Kurkumin midede çok az emilir ve emildikten sonra da çok kısa süre sonra parçalanır. Dolayısıyla da etkinliği çok düşüktür, kan düzeyleri zaman zaman hiç tespit edilemeyecek kadar düşüktür. Bunu artırmak için genellikle karabiber ile birlikte kullanılması önerilir. Karabiber içerisinde bulunan piperin kurkuminin etkisini artıracaktır. Karabiber ile birlikte kullanımda kan düzeylerinin %200 e kadar arttığı gösterilmiştir. Hindistan’da da geleneksel olarak yemeklerde zerdeçal karabiber ile birlikte kullanılır. Benzer şekilde eğer gıda desteği kullanılacak ise içerisinde mutlaka karabiber ekstresi ya da piperin taşımasına dikkat edilmelidir.
Zerdeçal - Zeytinyağı - Karabiber
Benzer şekilde zerdeçal ve karabiber kombinasyonunun yağlı gıdalar içinde tüketilmesi de yine etkinliğini artıracak bir diğer yöntemdir. Özellikle zerdeçal, karabiber ve zeytinyağı bir arada kullanılarak yapılan çalışmalarda oldukça anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. 
Son yıllarda kurkuminin etkisini artırmak için nanopartikül, lipozom, fosfolipit kompleks gibi farklı dozaj şekilleri denenerek bu yönde araştırmalar yapılmaktadır. 
Evet zerdeçal dünyasına girdik bir kere.. Bir sonraki yazımda antidepresan etkisi var mı ? Cilt üzerine etkisi nasıl ? Alzheimer’dan koruyor mu ? onlara bakalım.
Güzel bir hafta dileğiyle..

1. Bioavailability of Curcumin: Problems and Promises: Anand ve ark., 4(6), 807–818 Molecular Pharmaceutics, 2007.
2. Turmeric, the Golden Spice: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK92752/

1 Ocak 2017 Pazar

Zerdeçaldan Kurkumine yolculuk - 1

Blogumu ilk açtığım günden beri yazmak istediğim ama yazmak için bir türlü cesaret edemediğim bir konuya geldi sıra.. O kadar geniş o kadar çok yönlü ki girince çıkamayacağımı biliyorum ama yılın ilk gününde kısa bir giriş yapmak istedim. 

Zerdeçal – Curcuma longa - Turmeric – Haridra… 

Hangi ismiyle yazarsanız hakkında onlarca bilgi bulabileceğiniz aslında her derde deva olarak tanımlanabilecek bir bitki.. Ki ben “her derde deva” tanımını sevmesem de zerdeçal için kullanmak istiyorum..

Her derde deva.. Peki hangi dertlere ???
Kanser ?
Romatizma ?
Depresyon ?
Alerjiler ?
Kolesterol ?
Cilt hastalıkları ?

Bu faydalı etkilerine geçmeden önce zerdeçal ile ilgili birkaç farklı bilgiyi paylaşmak istiyorum.
Zerdeçal Zencefil ile aynı aileden bir bitki olup, kökleri (rizomları) sarı renginden ve kuvvetli lezzetinden dolayı önemli bir baharat, gıda ve boya olarak kullanılmıştır. 
Zerdeçal rizom 


Zerdeçalın Hindistan’da bilinen neredeyse 2500 yıllık bir tarihi var ve Hindistan dünyadaki en büyük zerdaçal üreticisi, satıcısı ve tüketicisi. Her sezonda Hindisatan’ın 100 bin tondan fazla zerdaçal ürettiği belirtilmektedir. Bunun dışında Bangladeş, Çin, Tayland, Malezya gibi ülkelerde de kültürü yapılmaktadır. Ayurveda (Hint) ve Unani (Yunan) tıbbında da yaygın olarak kullanılmıştır.


Hindistan'da Zerdeçal hasatı (1)


Bunun yanında bugün dünyada özellikle köri baharatının içerisinde yer alması nedeniyle köri soslu yemeklerde çok fazla kullanılmaktadır. Yine Hindistan kökenli olmakla birlikte artık günümüzde köri baharatına pek çok restoranda ve marketlerde rastlayabiliriz. Köri baharatının içeriği ve içerdiği diğer baharatların yüzdeleri bölgelere göre değişse de içerisinde başta zerdeçal olmak üzere, zencefil, sarımsak, kimyon, karabiber, kırmızıbiber, kişniş gibi çok farklı baharatlar olduğunu söyleyebiliriz. Ben rastlayamadım bir türlü dolayısıyla bunların yüzdeleri ile ilgili bir bilgi bence ilginç olabilir.  

Şu anda içimden harika köri soslu bir yemek tarifi vermek geldi, ya da Hint restoranlarında yediğim Chicken Curry ve Curry Riceları hatırladım ve yazmak istediğim Zerdeçal yazısı farklı bir yöne doğru evrildi..

Bugünlük bu kadar olsun..

Ama siz şimdiden yemeklerinizden zerdeçalı eksik etmemeye başlayın. Zerdaçalı baştan sona bir inceleyelim.

Güzel bir yıl diliyorum.

2017 tüm dünyamıza barış ve huzur getirsin..

Sevgiyle..  

1. http://www.curcuminforhealth.com/growing-harvesting-and-manufacturing/
2. http://www.kew.org/science-conservation/plants-fungi/curcuma-longa-turmeric